Ömer Öneren: Bu iktidar kaldığı sürece 'yargılama yırtığı ' büyür

Ömer Öneren “Toplum yasal olmayan meşruiyeti fiili olarak kabullenirse iktidar hukuk tanımaz” diyor.

Ömer Öneren: Bu iktidar kaldığı sürece 'yargılama yırtığı ' büyür
Editör: 15Haber
26 Eylül 2021 - 02:55

Ömer Öneren “Toplum yasal olmayan meşruiyeti fiili olarak kabullenirse iktidar hukuk tanımaz” diyor.

Ömer Öneren: Bu iktidar kaldığı sürece ‘yargılama yırtığı ’ büyür

Osman BOZKURT

Hukukçu ve şair-yazar Ömer Öneren ile İzan Yayınları göre yayımlanan yeni kitabı ‘Yama Tutmaz Suçlama Yırtığı ’ üzerine konuştuk.

Kitabınızda büyük bir adalet yırtığının oluşmasından laf ediyorsunuz; eksiği, yanlışı, kusuru nerelerde görüyorsunuz?

Devlet, varsılların egemenliğinin sürdürülmesi, kalıcılığının sağlanması için doğmuş zorlama örgütü. Egemenler, din motifi dahil her türlü olanakları kullanarak, devlet belli başlı, devlet baba kavramlarıyla devleti kutsallaştırmış. Devleti ve onun militarist gücünü, peygamber ocağı olarak kabul ettirmişler. Binlerce yıl sürdürülen bu cins girişimler sonucunda, çoğunluğu kendine yabancılaşmış insanlardan oluşan toplum tipini yaratmışlar. Egemenler, tanrısal devlet ve peygamber ocağı ordusuyla üstyapı kurumlarının tamamını çıkarları doğrultusunda biçimlendirmiş, topluma kabul ettirmiştir. İktidarlar, özgürlükten, eşitlikten, barıştan yana olan azınlığı baskı ve terörle etkisiz kılmaya çalışmıştır.

2002 genel seçiminde AKP 11 milyon, CHP 6 milyon oy aldı. Diğerleri barajı geçemedi. Meclise delege gönderen 2 partinin oy toplamı 17 milyon, seçmen sayısı 43 milyon 500 bin. 17 milyon oyun temsilcisi Mecliste, 26 milyon 500 bin oy ise çöplükte.

Seçim sonucunda oluşan parlamentonun yasal meşruiyetinin olmadığı açık. Parlamento açık havada kalan siyasi partiler, sendikalar, sivil toplum örgüleri, barolar, üniversiteler yasal meşruiyeti olmayan parlamentoyu kabullendiler. Binlerce hukuk profesöründen hiçbiri kamuyu aydınlatmadı, öğrencilerine durumu anlatmadı.

Meşruiyeti olmadığını söylediğiniz parlamentodan meydana çıkan iktidarın da yasal meşruiyeti sorgulanmış olmaz mı? Öyleyse bunun göstergeleri nelerdir?

Hukuki meşruiyeti olmayan parlamento yasama görevi yapamaz. Toplum hukuki olmayan meşruiyeti fiili olarak kabullenirse iktidar hukuk tanımaz, çılgınlıkları da bitmez.

2002 seçiminden sonra Erdoğan başbakan. İnsan Hakları Sözleşmesi ’nin 9. Maddesinde düzenlenen Hafıza, Vicdan Ve Din Özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla Leyla Şahin ’in açtığı davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi reddetti. Büyük daire bu kararı onayladı. Karar duyurulunca Erdoğan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ’ne ‘Sen o kararı veremezsin, sen ulemaya danıştın mı? ’ diye çıkıştı. Bu çıkış Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ’nin de şeriat mahkemesi olması isteminin çığlığıydı. Üniversiteler, barolar, adalet, muhalefet partileri bunu da kabullendi. Yıllar daha sonra İnsan Hakları Mahkemesi, Cizre ’de yaralıların hastahanelere götürülmesinin engellenmemesi ve Kavala, Demirtaş ’ın serbest bırakılması kararlarına uyulmaması sonucunda ahkam kesmenin anlamı da kalmadı.

omer-oneren-bu-iktidar-kaldigi-surece-yargilama-yirtigi-buyur-925392-1.
Ömer Öneren
İzan Yayınları, 2021

‘Toplum yasal olmayan meşruiyeti fiili olarak kabullenirse iktidar hukuk tanımaz, çılgınlıkları da bitmez. ’ dediniz. Örneklendirebilir misiniz?

Yargılama yırtıkları ve insan hakları ihlalleri saymakla bitmez. Birkaç misal: YSK ’nın kararları, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra Cizre katliamı, Erdoğan ’ın ‘Bana 400 milletvekili verseydiniz, bu dek insan ölmeyecekti ’ açıklaması, asker ve polise mevzuat yok, mevzuat sizsiniz talimatı, seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atanması, İstanbul Sözleşmesi ’nden çıkış vb.

Suçlama yırtığının büyüklüğünde savcıların, yargıçların sorumluluğu değil mu?

Vicdani kanaatini devre dışına bırakan, talimatla karar veren yargıçların suç işledikleri tartışmasızdır. AKP iktidarı döneminde yargıçların, savcıların tamamı TCK ’nın 279. maddesinde düzenlenen suçu işlemiştir. 279. maddede kamu namına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini, göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta geç kalma bildiren millet görevlisinin 6 aydan iki yıla değin cezalandırılacağı belirtilmiştir. Basında her gün yer alan yolsuzluk, hırsızlık, sus payı, insan hakları ihlallerine kulaklarını tıkayan yargıçlar, savcılar bu suçu kasıtlı olarak ve kendi isteğiyle işlerler. Kulaklarını tıkayan her durum için ayrı ayrı suçun oluşacağı kabul edilir.

257. maddede görevinin gereklerine tutarsız yol almak suretiyle, şahısların mağduriyetine ya da kamunun zararına neden olan ya da kişilere hileli bir üstünlük sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla değin hapis cezası ile cezalandırılır. Yargıçların, savcıların tamamı TCK ’nın 257. maddesinde düzenlenen suçu da işlemiştir. 257. maddenin ikinci fıkrasında, görevinin gereklerini yapmakta dikkatsizlik veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan veya kişilere hileli üstünlük karşılayan millet görevlisi, 3 aydan 1 yıla değin hapis cezasıyla cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Yargıçların, savcıların tamamı TCK ’nın 257. maddesindeki suçu işlemiştir.

Suçlama yırtığı küçülür mü?

Bu iktidar kaldığı sürece, yargılama yırtığı büyür. Irkçılığın, Siyasi İslam ’ın batağına düşmemiş iktidar değişikliğinde, TCK ’nın 279. Ve 257.maddeleri işletilerek savcıların, yargıçların cezalandırılması sonucunda yargılama yırtığı küçültülebilir. Yargılama yırtığı, sınıflı toplumlarda, güncel koşullara uyarak bazen küçülür, ara sıra büyür, ama kapanmaz.

Geniş bir şekilde Haberin detayları ve bilgisi verildi. Kaynak takip edilmektedir, yeni bilgiler geldiğinde anlık güncellenecektir.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum