Yargıtay 'dan emsal karar: 'Hayırlı evlat' dedi, mahkemenin hükmünü bozdu!

Yargıtay ’dan emsal karar: 'Hayırlı evlat' dedi, mahkemenin hükmünü bozdu!, Somut durumu iyi olan baba, kanser olunca kendisine tezgâhtar olması için öz kızıyla ‘ölünceye kadar bakım sözleşmesi ’ imzaladı. Diğer bir şehirde ikamet eden kız evlat, kanser hastası babası il.

Yargıtay 'dan emsal karar: 'Hayırlı evlat' dedi, mahkemenin hükmünü bozdu!
Editör: 15Haber
15 Ocak 2022 - 12:32
Yargıtay ’dan emsal karar: 'Hayırlı evlat' dedi, mahkemenin hükmünü bozdu!,

Somut durumu iyi olan baba, kanser olunca kendisine tezgâhtar olması için öz kızıyla ‘ölünceye kadar bakım sözleşmesi ’ imzaladı.

Diğer bir şehirde ikamet eden kız evlat, kanser hastası babası ile yürek hastası annesiyle yıllarca yakından ilgilendi. Ihtiyar adam da anlaşma gereği kızına bir daire verdi. Ihtiyar adam ölünce olanlar oldu.

Öteki mirasçılar Asliye Hukuk Mahkemesi ’nin yolunu tuttu. Yaşlı adamın 14.06.2011 tarihinde ölüm ettiğini, geriye varis olarak tarafların kaldığını, murisin mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla bir daireyi davalı kızına ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devrettiğini öne sürdüler.

Evli ve çocuklu olan davalının diğer şehirde oturan babasına bakmasının muhtemel olmadığını, ayrıca murisin eşinin hayatta ve sağlıklı olması nedeniyle ona bakabilecek güçte olduğunu, hakiki amacın bakım sağlamak değil bağış olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulundu.

Davalı kız evlat ise babasının kanser hastalığı nedeniyle ölüm ettiğini, annesinin de kalp hastası olduğunu ve her ikisine birlikte baktığını, bizzat evlerine gitgide artarak bu şekilde iki yıl baktığını, ara sıra de kendi evlerinde baktığını, bu nedenle murise yedi yıl her tarafında bakıp ilgilendiğini, bunun üstüne babasının da kendiliğinden taşınmazı namına kayıt ettirdiğini ifade ederek, davanın reddini savundu.

Duruşma, kız evladın hasta babasına bakmasını Türk örf ve adetlerine bağlayarak davanın kabulüne hükmetti.

Mahkemenin, mal kaçırılma kararı Yargıtay 1. Hukuk Dairesi göre, “Murisle (miras bırakanla) sanık tarafın ilgilendiği, ölünceye dek bakma akitlerinin ivazlı akitlerden olup davalının bakım borcunu yerine getirdiği, servet bırakanın mülk kaçırma amacı olsa idi bütün malvarlığını devredebilecekken bunu yapmadığı dolayısıyla temlikin reel bakım karşılığı olduğu mal kaçırmanın amaçlanmadığı anlaşılmaktadır” gerekçesiyle bozuldu.

Baştan görülen davada Mahkeme, birincil kararında direnince devreye bu defa Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.

MÜLK KAÇIRILSAYDI BİR DAİRE İLE SINIRLI KALMAZDI

Hayırlı ve sadık evlada verilen bir dairenin servet kaçırmak olmadığına hükmeden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu emsal bir karara imza attı. Kararda şöyle denildi:

* Servet bırakan 1938 doğumlu olup, 14.06.2011 tarihinde vefat etmiştir.

* Geride sağ eşi ile kendisinden önce ölüm eden oğlunun çocukları ve davacı oğlu ile davalı kızı varis olarak kalmıştır.

* Servet bırakan mesken niteliğindeki dava konusu taşınmazını 12.05.2010 tarihinde ölünceye değin bakma sözleşmesiyle davalı kızına devretmiş, şikayetçi oğlu göre reel amacın bağış olduğu, mirastan mülk kaçırma nedeniyle, muvazaalı olarak temlikin yapıldığı ileri sürülerek eldeki dava açılmıştır.

* Fakat dosyadaki deliller incelendiğinde, miras bırakanın ölmeden önceki son yedi yılını kanser hastası olarak geçirdiği, davalı kızının kendisi ile ilgilendiği, keza hastanede hem de evde kalarak babasına baktığı, bu sırada kalp ameliyatı olan annesine de bakıp ilgilendiği anlaşılmakta olup, miras bırakan tarafından kızının sağladığı bu bakım ve ileride de kendisine bakıp gözetmesi amacıyla dava konusu taşınmazın devredildiği açıktır.

* Nitekim ölünceye değin bakma sözleşmesi yapıldıktan sonradan davalı babasının yanına taşınmış, yaşlı ve hasta olan murise ölümüne değin bakarak sözleşmeyle üstlendiği edimini ifa etmiştir.

* Fiziksel durumu iyi olan murisin dava konusu taşınmaz dışarıya iki bambaşka şehirde konut özelliğinde dört farklı egemen bölüm ile 300 dönüm kadar arazi sahibi olduğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup, mülk kaçırma amacı taşıması hâlinde murisin başka taşınmazlarını da devredebilecekken bunu yapmadığı da açıktır.

* Hem belirlemek gerekir oysa, ölünceye dek bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bir bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir.

* Bu gereksinmenin sözleşmeden daha sonra doğması ya da bu sözleşmede tarafların adalet ve borçları bakım alacaklısının ömrüyle sınırlı olduğundan bakım alacaklısının ölümüne dek çok kısa bir zaman sürmüş olması da sözleşmenin geçerliliğine etkin değildir.

* Tüm bu olgular karşı, murisin taşınmazını sadece bir görünüm meydana getirmek için yok de içtenlikle bakım temini için ölünceye değin bakma sözleşmesiyle devrettiği, öteki mirasçılarından mal kaçırma amacını taşımadığı, bakım borçlusu olan davalının da babasına bakarak karşı edimini ifa ettiği anlaşılmakta olup, hakiki bakım karşılığı yapılan sözleşmenin muris muvazaası nedeniyle geçersiz olduğundan söz edilemez.

*O hâlde; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Duruşma kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir. (İHA)

Yargıtay ’dan emsal karar: 'Hayırlı evlat' dedi, mahkemenin hükmünü bozdu!, başlık adı altında Geniş bir şekilde Haberin detayları ve bilgisi verildi. Kaynak takip edilmektedir, yeni bilgiler geldiğinde anlık güncellenecektir.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum